img 6047

HindistAN GÜNLÜKLERİ

23 günlük Hindistan seyahatim sona erdi.
Yola çıkarken yine ne beklediğimi bilmiyordum. Hayattan da genelde çok net beklentilerim olmuyor. Sadece sağlıkla ve neşeyle geçmesini dilemiştim. Öyle de oldu. Günlerim gerçekten sorunsuz ve sıkıntısız geçti.

Bunları biraz yazmak istiyorum. Belki sosyal medya hesabımda paylaşırım, belki sadece anılarım kaybolmasın diye… Ama unutmak istemiyorum.

img 6784 2

HindistAN GÜNLÜKLERİ 2

Bu benim Hindistan’a ikinci seyahatim. Önceki seyahatimden hatırladığım insanları ve çevreyi yine aynı sanmıştım. Ama bu sefer gördüğüm yerler bambaşka.

Hindistan çok büyük bir alan biliyorsunuz. Yukarıda, kuzeyinde Himalayalar var. Kar, sessizlik ve zamanın yavaşladığı bir yer. Oradan doğan nehirler (Ganj ve Brahmaputra) bütün ülkenin hafızasını aşağıya taşıyor adeta. Bu dağlardan aşağıya doğru inince geniş düzlükler başlıyor. Tarımın, yerleşimin ve kalabalığın arttığı yerler. Doğuya döndüğünde Bengal Körfezi ve Çin sınırına yaslanan yeşil, nemli bölgeler var. Muson burada ilk nefesini alıyor. Yağmur sadece yağmıyor; yaşıyor, çoğalıyor, her şeyi sarıyor.

img 7012

HindistAN GÜNLÜKLERİ 3 – aurovılle

Hindistan’da bazı yerler var; seyahat planı yaparken haritada bir nokta gibi durur ama içine girince bir hâle dönüşür. Daha önce büyük bir merakla gittiğim Tac Mahal, Varanasi ve Bodhgaya da böyleydi; ama Auroville benim için tam olarak bu duygunun karşılığıydı. Hakkında çok okuduğum, izlediğim ve böyle bir yerin günümüzde hâlâ var olmasına şaşırdığım bir şehir.

Auroville, 1968 yılında Mirra Alfassa (herkesin bildiği adıyla “The Mother”) tarafından, Sri Aurobindo’nun felsefesinden ilhamla kurulmuş. Amacı, milliyetin, dinin, politik kimliğin ya da sosyal statünün ötesinde, insanlığın ortak bilincine dayanan evrensel bir yaşam alanı yaratmak. Burada “bir ülkeye ait olmak”tan çok, “dünyaya ait olmak” fikri öne çıkıyor. Yani mülk edinmek yok; gelir elde etmek komün için var. Herkesin bir olma fikri ise büyüleyici, hem de kendin olarak.