Yoga İçin Nerede Olduğunun Bir Önemi Var mı?

Blog'a Dön

Yoga pratikleri için nerede olduğunun gerçekten bir önemi var mı?

Bu soruyu son zamanlarda kendime sık sık soruyorum. Çünkü bazen sosyal medyada, bazen de kendi hayallerimde yogayı hep belli mekanlarla ilişkilendirdiğimi fark ediyorum. Dağların arasında, deniz kenarında, bir inzivada ya da yoga disiplininin doğduğu topraklarda yapılan pratikler… Elbette bunların kendine özgü bir güzelliği ve ilhamı var.

Ama sonra İzmit’teki evimin küçük odasında matımın üzerine oturuyorum.

Ve aynı hissi bulabiliyorum.

Belki de yoga tam olarak burada başlıyor.

Çünkü bedenine zarar vermeden, sürdürülebilir ve kendine uygun bir yöntem bulduktan sonra yaptığın pratikler, nerede olursan ol seninle geliyor. Gelişimin önemini unutmadan ama hırsa da kapılmadan devam ettiğin her çalışma, bulunduğun mekândan bağımsız olarak seni dönüştürüyor.

Sonuçta kendini götürdüğün her yere götürüyorsun.

Yoga da seninle birlikte taşınıyor.

Düşününce ne kadar mucizevi…

Bazen dünyanın öbür ucunda bir yoga stüdyosunda, bazen evinin salonunda, bazen bir otel odasında, bazen de birkaç metrekarelik bir alanda aynı nefesi takip edebiliyorsun. Aynı bedenin içinde, aynı farkındalığa yaklaşabiliyorsun.

Bu düşünce bana büyük bir özgürlük hissi veriyor.

Elbette seyahatlerin, eğitimlerin ve inzivaların değeri çok büyük. Yeni bakış açıları kazandırıyorlar. Öğretiyorlar, geliştiriyorlar, ilham veriyorlar. Bazen uzun zamandır bildiğimiz ama unuttuğumuz şeyleri yeniden hatırlatıyorlar.

Fakat zamanla şunu fark etmeye başladım:

Asıl mesele, kendi disiplinini kurabilmek.

Çünkü dönüşüm çoğu zaman egzotik mekanlarda değil, sıradan günlerin içinde gerçekleşiyor. Bir sabah üşenmeden matını açtığında, yoğun bir günün sonunda kendine on dakika ayırdığında, “bugün hiç vaktim yok” dediğin bir günde yine de nefesine dönebildiğinde…

İşte pratik orada derinleşiyor.

Belki bunun için ihtiyacımız olan şey mükemmel koşullar değil; biraz rehberlik, biraz ilham ve kendimize verdiğimiz küçük sözleri tutma cesareti.

Her yol, her yöntem, her pratik aslında kendinle ilgilenmenin bir biçimi.

Geleceğine yaptığın bir yatırım.

Aynı zamanda seni şu ana getiren bir araç.

Yaşam bazen gerçekten zor. Zaman bulamamak zor. Kendinle baş başa kalamamak zor. Ekonomik belirsizlikler, siyasi gelişmeler, dünyanın farklı yerlerinde yaşanan savaşlar, acılar ve kayıplar… Bunların hepsi insanın kalbini ağırlaştırabiliyor.

Ve yine de…

Tüm bunlara rağmen şu anda buradasın.

Nefes alıyorsun.

Varsın.

Bu anın içindesin.

Kendin için yapabileceğin güzel şeyler hâlâ var.

Belki büyük değişimler değil. Belki sadece birkaç dakika hareket etmek. Birkaç derin nefes almak. Omuzlarını rahatlatmak. Bedenine kulak vermek.

İlginç olan şu ki; binlerce yıllık kadim öğretilerle modern bilim bu konuda aynı noktada buluşuyor. Bedeni hareket ettirmenin iyi geldiğini söylüyorlar. Hareketin yalnızca kasları değil, zihni ve duyguları da dönüştürdüğünü anlatıyorlar.

Bunu duymak başka.

Bilmek başka.

Anlamak başka.

Bir de gerçekten idrak etmek var.

Sanırım yoga bana her gün biraz daha bunu öğretiyor.

Nerede olursam olayım.

Ve belki Yoga Döngüsü’nün kalbinde de tam olarak bu fikir var.

Mükemmel koşulları beklemek yerine bulunduğun yerden başlamak. Bir dağın tepesinde, bir inzivada ya da özel bir stüdyoda olmayı beklemeden; evinin bir köşesinde, günlük hayatın tüm gerçekliğiyle birlikte matının üzerine gelebilmek.

Çünkü yoga hayatın dışında yapılan bir şey değil.

Hayatın içinde yapılan bir pratik.

Bazen çok motive hissederek, bazen isteksizce. Bazen enerjik, bazen yorgun. Bazen neşeyle, bazen kafan karışıkken.

Ama yine de dönerek.

Yine de devam ederek.

Yine de kendine alan açarak.

Belki dönüşüm dediğimiz şey de tam olarak burada saklı.

Kendine tekrar tekrar dönebilme becerisinde.

Ve bunu yaparken yalnız olmadığını hatırlamakta.

Birlikte Pratik Yapalım

Online veya yüz yüze dersler, atölyeler ve inzivalar için aşağıdaki kanallardan benimle iletişime geçin.